DAĞCILIK SPORUNUN GEÇMİŞİ ve BUGÜNÜ

Bilindiği üzere  günümüzde en çok zevkli olduğu  kadar da bir o kadar daha heyecanlı olan  dağcılık  geçmişten günümüze  kadar uzanmaktadır.  Dağcılık sporunda da  önemli dikkat edilmesi gereken faktörler  vardır. 1786’ da balmat ve packard’ın mont blanc’a tırmanışı dağcılığın başlangıcı sayılır. 1870’ e gelindiğinde avrupa’nın tüm zirvelerinin tırmanışları tamamlanmış ve dağcılar, himalaya, and, kafkas ve kuzey amerika dağlarına yönelmişlerdir. 20. yy. da ise dağcılık birçok ülkeye yayıldı ve himalayalar ile diğer asya dağları ilgi çekmeye başladı. 1953’ de “edmund hillary ve tenzing norgay” 8850 m. ile dünyanın en yüksek zirvesi olan everest’ e tırmanmayı başardılar. 1960’lı yıllarda ilk tırmanışları tamamlanan dağların zor rotaları denenmeye başladı ve bu tırmanışlar başarıyla gerçekleştirildi. ayrıca teknik malzemelerle desteklenen kaya ve buz tırmanışları yaygınlaşarak gelişme gösterdi. ı̇lk dağcılık örgütü, 1857 yılında ı̇ngiltere’ de kurulmuştur.Dağcılık  ise 1932’ de 18 ülkenin katılımı ile kurulmuştur.

Türkiye’ de dağcılığın tarihçesi 1800’lerin ortalarına uzanır. 1829’ da alman dağcı “parrot” ağrı dağının ilk tırmanışını gerçekleştirmiştir. “ali vehbi türküstün” 1906 yılında mont blanc’ a tırmanmıştır. 1924’ de bir türk ekibi erciyes’ e ilk tırmanışı gerçekleştirmiştir. 1939 yılında beden terbiyesi içinde dağcılık ve kış sporları federasyonu kurulmuştur.  1943-1948 yılları arasında başkanlığı nizamettin kırşan ve sonradan asım kurt vekâleten yürütmüştür. 1948 yılında başkanlığa asım kurt atanmış ve 1966 yılına kadar bu görevi yürütmüştür. bu tarihten sonra federasyon dağcılık ve kayak olmak üzere ikiye ayrılmıştır. dağcılık ve kış sporları federasyonu’nun önderliğinde kayseri, erzurum ve sarıkamış’ta halkevleri kanalıyla dağcılık ve kış sporları teşvik edilmeye başlanmıştır. 1945 yılında dağcılık ve kış sporları federasyonu, hakkâri-cilo dağlarını kapsayan özel bir dağcılık gezisi düzenlemiştir. 1938 yılında dr. hans bobek’in cilo ve sat dağları, 1949 yılında dr. blumenthal’ın büyük ağrı dağı ile ilgili yayınları avrupa’da büyük ilgi görmüş ve ülkemiz dağlarına ilgiyi artırmıştır. 1950-1960 yıllarında ankara, manisa, kayseri ve erzurum gibi merkezlerde kulüpler kurulmaya başlandı. aynı zamanda da yurtdışından gelen dağcılarda artış görülmeye başlandı. buna büyük ağrı dağı’nda karaya oturduğu sanılan nuh’un gemisinin büyük etkisi olmuştur.

aynı yıllarda üsteğmen şahap atalay ile binbaşı adnan doğu’da ünlü dağcılarımız arasındaki yerlerini almışlardır. bu yıllarda manisa dağcılık kulübünden ertuğrul dayıoğlu ve halit değirmencioğlu dağcılık sporunda önderlik yapmışlardır. gültekin çeki 1954 yılında büyük ağrı’ya tırmanmıştır. bu dönemde erzurum ve sarıkamış birer pilot merkez haline getirilmiş ve kayak sporunun bölge gençliğine mal edilmesine çalışılmıştır. ı̇lk kez bu dönemde avusturyalı öğretmenlerin teknik gözetiminde türk kayakçıları, olimpik ve uluslararası kayak öğrenim ve yarışma yöntemlerini öğrenmeye ve uygulamaya başlamışlardır.

dağcılık tanımlamasına geçmeden önce dağcılık kavramı üzerinde konuşmakta yarar vardır. dağcılık sadece belirlenmiş bir dağın doruğuna zirve tırmanışı yapmak ve bu esnada karşılaşılabilecek tüm doğal ve doğal olmayan kişi ya da kişilerden kaynaklı sorunlarla başa çıkmak ve tekrar geriye gelmek üzerine kurgulanmış bir spor branşı gibi gözükse de bu açılımın dışında da birçok faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Bu spor dalını diğer spor dallarından ayıran en önemli nokta, bir yarışçısının veya seyircisinin bulunmaması ve sporu yapan kişinin üst seviyede disipline ve kendi sorumluluk bilincine sahip olmasıdır. son yıllarda dağcılık ilgi patlamasıyla geniş kitleler tarafından yapılmaya başlanmıştır. bunun sonucunda dağcılık, salt dağcılıktan çıkarak, birçok alt kola bölünmüştür. yüksek irtifa dağcılığı, kış dağcılığı, buzul tırmanıcılığı, kaya tırmanışları, trekking veya doğa yürüyüşleri gibi.dağcılık, yaralanma ve ölüm tehlikesinin bulunduğu spor dalları arasında yer alır. dağcılık, paraşütçülük, kaya tırmanışı, otomobil yarışçılığı, sürat kayağı gibi spor dalları, yoğun bir heyecan faktörü içerir. bu sporları yapan sporcular genellikle patlayıcı bir kişiliğe sahiptirler. güçlü, sert ve kişisel disiplini kuvvetli insanlardır; ani ve doğru kararlar vermek zorundadırlar.

Dağcılığın alan yazında yapılmış birkaç tanımlaması vardır. Bunlardan, uluslararası dağcılık federasyonları birliği) dağcılığı; “dağların zirvesine ve/veya tanımlanmış bir noktasına tırmanarak ulaşılması” olarak tanımlamıştır. Kayada, karda, buzda, buzulda ve her türlü şartta ve koşulda dağların doruklarına ulaşmak amacıyla yapılan tırmanışlar” olarak tanımlamıştır. bir diğer tanıma göre dağcılık insanların doğayı, yaşamı ve kendilerini tanımak için, kendi fiziksel ve psikolojik sınırlarını öğrenmek ve geliştirmek için doğada, yükseklere doğru yaptıkları yolculukların oluşturduğu bir spor dalıdır. ancak, dağcılık sadece tırmanmaktan oluşmaz, mücadele, risk ve zorluk da içerir. dağcılık hepsinin ötesinde, dağın doğasını iyi bilmek demektir. karşılaşılabilecek zorlukların üstesinden gelebilecek beceriye de sahip olmayı gerektirir.

Kaya tırmanışı, kaya yüzeylerindeki girinti, çıkıntı ve çatlakları; vücut, el ve ayaklarla tutmak, basmak ve sıkıştırmak suretiyle, fiziksel ve teknik güç harcayarak sportif amaçlı yükselmek ve alçalmaktır. serbest ve malzeme kullanarak yapılabilir, kısa kaya yüzeylerinde yapılabildiği gibi (bouldering) uzun duvarlarda da yapılabilmektedir. bu nedenle sportif kaya tırmanışı ve geleneksel kaya tırmanışı diye iki ana başlığa ayırmak mümkündür. tırmanış günümüzde, dünyanın en popüler sporlarından olmuştur. tırmanış bir spordan daha fazlasıdır. bu sporun fiziksel dayanıklılık gerektirmesinin yanında zihinsel dayanıklılık da gerektirdiğini vurgulamaktadır. Dağcılık sporu kurulduğu yıllardan sonra dünya ülkelerinde de bir çok ülkelerde yapılmaktadır.

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.