KURU İĞNE TEDAVİSİ NEDİR?

Bazı kas hastalıklarında kullanılan, yan etkisi olmayan, tedavi edici ve zararsız bir metottur. Belli seanslar halinde planlanır, tedavi boyunca o bölgeye ait faaliyetlerin azaltılması önerilir. Tedavinin süresi, yani seans sayısı, problemin bulunduğu bölgenin genişliğine, problemin ne kadar eski olduğuna, hastanın yaşına, başka rahatsızlıkların eşlik edip etmediğine göre değişiklik gösterir. Bazen tek bir seans yeterlidir. En sık 3-5 seans olarak planlanır. Nadir durumlarda 8-10 seansı bulabilir. Tedavide başarı oldukça yüksektir (% 92-95) ve sonuçlar yüz güldürücüdür. Cevapsız veya dirençli durumlarda, genellikle altta yatan başka bir patoloji söz konusudur. Böyle hallerde altta yatan problem de tespit edilip tedavi edilmelidir.

Kuru iğne tedavisi hangi hastalıklarda uygulanır?
En sık Kas Romatizması da denen Myofasyal Ağrı Sendromunda uygulanır. Bu problem, iskelet kasları da denen tüm çizgili kaslarda görülebilir. Bunun dışında bazı tendinitlerde, lokal ağrı patolojilerinde, kısalmış kas sendromlarında bu yöntem kullanılır.

Kuru iğne tedavisi hangi yaşlardaki hastalara uygulanabilir?
Genellikle 12-15 yaşından itibaren, tedaviye ihtiyacı olan herkese uygulanabilir. Hastada bulunan diğer pek çok hastalık, bu tedavi için bir engel teşkil etmez.

Hastalar hangi şikayetlerde bulunurlar? 
Şikayetin bölgesine göre:
Sırt ağrısı
Boyun ağrısı
Boyundan kola yayılan ağrı ve/veya uyuşma
Göğüste ağrı-batma
Bel ağrısı
Bel veya kalçadan bacağa yayılan ağrı ve/veya uyuşma-kasılma-kramp
Dizlerde ağrı
Dirseklerde ağrı
Yürümeyi engelleyen ağrı-batma
Tüm vücutta hareket güçlüğü
Kemiklerde ağrı, vs.

Kuru iğne tedavisi kimlere uygulanabilir?
Kuru iğne tedavisi, genellikle 12-15 yaşından itibaren, bu tedaviye ihtiyacı olan herkese ve her yaşa uygulanabilir. Hastada bulunan (varsa) diğer pek çok hastalık, bu tedavi için bir engel teşkil etmez.
İğne fobisi olan hastalara da uygulamak mümkün olmaktadır. Hasta iğneyi genellikle hissetmez. İğne, akupunkturdaki gibi uzun süre kalmaz, bazen birkaç saniye, bazen birkaç dakika sürer.
Bu metot genellikle bir kanamaya da sebep olmaz, dolayısıyla, kan görmekten ürken hastalar açısından da uygun bir yöntemdir. Hamilelere belli koşullarla uygulanabilir.
Kanser hastalarında, eşlik eden kas ve tendon ağrılarında da başarı ile kullanılır; ağrılarda ciddi azalmalar görülür. Çünkü kanserdeki ağrıların tümü kanserden dolayı değildir.

Kuru iğne tedavisi hangi hastalıklarda uygulanır?
Kas romatizmasında (Miyofasyal ağrı sendromunda), Boyun ve Bel fıtığında, Omuz ağrıları ve Omuz periartritte (Adeziv kapsülit – Donuk omuz), Omuz impingement sendromunda, Bazı tendinitlerde, Bölgesel ağrılı durumlarda, Kısalmış kas sendromlarında, Diz ve Bacak ağrılarında ve Kireçlenmelerde kullanımı sıktır. 

Kuru iğne tedavisinin yan etkisi var mıdır?
Kuru iğne tedavisi, YAN ETKİSİ OLMAYAN, tedavi edici ve zararsız bir metottur. İğne, herhangi bir ilaç içermediğinden, bu ismi alır. Bu nedenle alerjik durumlar, ilaç etkileşimleri ve yan etki görülmez (Bu yöntem, İMS yöntemi olarak da adlandırılır).
En sık Kas Romatizması da denen Miyofasyal Ağrı Sendromunda uygulanır. Kas romatizması, iskelet kasları olarak bilinen tüm çizgili kaslarda görülebilir. Bazı tendinitlerde, lokal ağrı patolojilerinde, kısalmış kas sendromlarında da bu yöntem kullanılır.
 Bunun dışında, Boyun ve Bel Fıtığında, Omuz Ağrıları ve Omuz Periartritte (Adeziv Kapsülit – Donuk Omuz), Omuz İmpingement Sendromunda da bazen tek başına, bazen de fizik tedavi ile birlikte, fizik tedaviye destek olarak uygulanır ve çok etkili, kalıcı sonuçlar alınır. Diz ve Bacak ağrılarında da kullanımı sıktır.
Kuru iğne tedavisi, hastanın muayenesi yapılıp, tanısı konduktan sonra, belli seanslar halinde planlanır, tedavi boyunca o bölgeye ait faaliyetlerin azaltılması önerilir. Tedavinin süresi, yani seans sayısı, problemin bulunduğu bölgenin genişliğine, problemin ne kadar eski olduğuna, hastanın yaşına, başka rahatsızlıkların eşlik edip etmediğine göre değişiklik gösterir. Bazen tek bir seans yeterlidir. En sık 3-5 seans olarak planlanır. Nadir durumlarda 8-10 seansı bulabilir. Genellikle haftada 1 seans olarak uygulanır.
Tedavide başarı oldukça yüksektir (% 92-95) ve sonuçlar yüz güldürücüdür. Cevapsız veya dirençli durumlarda (% 5-8), genellikle altta yatan başka bir patoloji söz konusudur. Ancak ilk muayene sırasında bu durum genellikle tespit edilip, tedavi buna göre planlanır.

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.