30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN!

Yarın 30 Ağustos...

Zaferin bayramı...

Zafer Bayramı, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruzu anmak için Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde her yıl 30 Ağustos günü kutlanan ulusal bayramıdır.

Bu topraklarda karnını doyuran, suyunu içen, havasını soluyan herkesin(!) bayramı...
Atatürk gerçeğini küçümseyen, görmezden gelen ya da bir türlü hazımsayamayan her ne kadar ihanete bulaşmış densiz varsa onların da bayramı...

30 Ağustos zaferi, Türk milletinin asla esir edilemeyeceğini; semaları süsleyen Türk bayrağını gönderden indirilemeyeceğini ve gök kubbeyi çınlatan ezan seslerinin dindirilemeyeceğini bütün dünyaya ilan eden kutsal bir zaferdir. Bu kutsal zafer, namusumuzu ve mukaddes değerlerimizi düşman saldırısından kurtarmakla kalmamış; aynı zamanda esaret altında bulunan diğer Müslüman milletlere de esin kaynağı olmuştur.

Pek çok vatanseverin ve Atatürk sevdalısının dört gözle beklediği 30 Ağustos Zafer Bayramı yıllardan beridir Türkiye'nin dört bir yanında büyük bir coşkuyla kutlanıyor.
Mustafa Kemal Atatürk, bugün 97’nci yıldönümünü kutladığımız 30 Ağustos 1922’deki Büyük zaferi, 1924 Dumlupınar konuşmasında şöyle anlatıyordu:

“Ulusal tarihimiz çok büyük, parlak zaferlerle doludur. Ama Türk Ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir akım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum."

Tüm bunlar balçıkla sıvanmayacak bir güneş kadar ortadayken ve yürekten sahip çıkılması gerekirken geçenlerde tedadüfen bir koltuğa oturmuş densizin biri ne diyordu:

"30 Ağustos herkesi ilgilendiren bir bayram değildir."

Kafa aynı kafa. "Kurtuluş Savaşında keşke Yunan galip gelseydi" deyip itibar göreninden, ölünce şehit muamelesi görüp cesedi bayrağa sarılanından hiç farkı yok.

Bu topraklar kendini topluma feda etmiş yürekli vatanseverler kadar, her şeyiyle ihanetin içine saplanmış vatan hainlerini de kendi bünyesinde yetiştirmiştir.

Öte yandan son yıllarda DİB tarafından hazırlanan Çanakkale, Kurtuluş Savaşı, Zafer Bayramı gibi hutbe metinlerinde ismi adeta rafa kaldırılan Atatürk, ne hikmetse, hangi dağda kurt öldüyse birden yine hatırlandı. Bu ülkenin birleştirici gücünün pek çok yurtseverce yüreklere kazınmış bu en büyük ulusal değere DİB, hutbe ve dergilerinde uzun süredir yer vermediği Atatürk'ü hatırladı. Diyanet'in yeni yayınlanan 3 ayrı dergisinde de 30 Ağustos Zaferi'ne geniş yer verildi. Dergilerde Atatürk'ün fotoğrafları yer aldı, ulu önderi övücü yazılar kullanıldı.

İşte olması gereken budur. Ön yargı ile bakmadan, tam bir vefa ve minnet duygusuyla Atatürk'ü olması gerektiği gibi anlamak ve anlatmaktır. Çünkü O, bu kutsal topraklarda minarelerden yükselen ve hiç dinmeyecek ezanın; gönderde özgürce dalgalanıp hiç inmeyecek bayrağımızın en gerçek vesilesidir. Elbette anlayana…

Herkesi ilgilendiren(!) Zafer Bayramımız kutlu olsun!

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.