SPOR YAPARKEN KAYBETTİĞİMİZ ENERJİYİ TELAFİ ETME YÖNLERİ

Yaz aylarındaki hava sıcaklığının yanında bazı insanlarda,  fazla kilolardan kurtulmak için diyetlere başlarken spor salonlarında kilo vermek isteyenlerle dolup taşıyor. Bütün bir kış spordan uzak yaşayan kişilerin bir anda yüksek tempoyla spora başlaması, başta eklem sakatlıkları olmak üzere farklı birçok sağlık sorununa neden olabiliyor.  Fakat insanların  spor yapmada en büyük hedefleri de birazda vücudun  her gün programlı sporla hayata  bakış açısını biraz daha değiştirmek  ve bunun yanında ayrıca, zinde kalmak gibi bir takım etkenler olduğunu biliyoruz.

Spor yaparak form tutmak, vücudunu korumak ve güzelleşmek isteyenlerin sayısı tüm dünyada arttığı gibi ülkemizde de artmaktadır. Yapılan çalışmalarda 55 yaş sonrası spor salonlarına yazılan kişi sayısı geçmiş yıllara oranla 4 kat artış göstermiştir. Yaşlanmak ve hasta olmak istemeyen insanlar bir yandan da birbirlerine güzel görünmek arzusunu taşımaktadır. Bunların yanı sıra obezite ve diyabet hastaları gibi tıbbın zorunlu olarak spora yönlendirdiği bir insan grubu da bulunmaktadır.

SPOR YAPARKEN YAŞIN GETİRDİĞİ BİR TAKIM ETKENLER DE SPOR YAPMADA FAKTÖR

Spor yaparken, özellikle  yaş faktörünün de spor yapmada etken olduğunu toplumda farkındayız. Ancak spor yaparken sakatlanmanın farklı sebepleri bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi doğal yaşlanmadır. Vücudun kemik kas gibi bütün yapısında bulunan kollajen maddesi 36 yaşından sonra azalmaktadır. Kollajen maddesinin azalması yaşlanmayı beraberinde getirdiği gibi dokunun daha kırılgan olması anlamına da gelmektedir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücuttaki kollajen miktarında azalma yaşanırken, enflamasyon oranında ise tam tersi artış görülmektedir. Midede, bağırsaklarda, damarlarda ve kaslarda iltihaplanma artmaktadır. Bu durum spor yaralanmalarında artışa neden olabilmektedir. Profesyonel sporcular bile bu yaşlarda jübile yapmaktadır. Belli bir yaşa gelindiği zaman sporu, kişinin sınırlarını bilerek yapması, yaşanacak olası sakatlıkların önüne geçmektedir. Spor yaralanmaların büyük kısmı aşırı yüklenmelerden kaynaklanmaktadır. Haftanın beş günü ofiste çalışan kişiler, kışın alınan kiloları vermek ve vücudu şekillendirmek için özellikle bahar aylarında spora yüklenmektedir. Kişi hafta arası spor yapıyorsa bile bunu kilo vermek amacıyla bir anda artırması sakatlığa neden olabilmektedir. Bu süreçte hiç spor yapmayan bir kişinin bir anda ağır tempolu bir spora başlaması da sakatlığı beraberinde getirmektedir. Hayatında hiç tenis oynamamış bir kişi, tenis öğrendikten sonra iki günde bir saat tenis oynarken form tutmak için bunu haftanın 4 günü üç saate çıkarırsa sakatlanma kaçınılmazdır. Bu durum yürüme, koşma ya da yüzme gibi bütün spor dalları için de geçerlidir. Kişinin hangi spora hangi yaşta başladığı da önemlidir. 10 yaşındaki bir çocuğun spora başlamasıyla, 45 yaşında bir kişinin spora başlaması arasında farklar bulunmaktadır. Spor sakatlanmalarında vücuda yüklenmenin yanında fiziki yetersizliklerde önemli bir yer tutmaktadır. Kişi anatomisine uygun bir sporu yapmalıdır. Spora başlamaya karar veren çocuk ya da yetişkinin mutlaka bir ortopedistin kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Yapılacak kontrollerden sonra kişiye uygun sporun belirlenmesi önemlidir. Bunun yanı sıra spor yaparken doğru ekipman kullanmak gerekmektedir.

VİTAMİN NOKSANLIĞI DA SPOR YAPMADA AYRI BİR KONU

İnsanlar spor yaparken diğer yandan  vücut bazen efor sarf ettiğinde  acaba  o kaybettiğimiz enerjiyi nasıl tekrar toplarız. Bunlara da çok dikkat etmeliyiz. D vitamini noksanlığı son 10 yıldır tıbbın en çok uğraştığı sorunların başında gelmektedir. D vitaminin eksikliği erken yaşlanmaya, kas ve tendonlardaki kolay kırılmalar, mide sıkıntıları, kalp ve şeker hastalığı gibi birçok rahatsızlığa neden olabilmektedir. Bir kişi doktor önerisiyle bile düzenli spor yapsa, eğer vücudunda D vitamini ve kollajen doku eksikliği varsa, yaşıtlarına nazaran çok daha hassas bir yapıya sahip olur ve tendon doku kopmaları sıklıkla görülür. Spor salonlarında spor yapan bir kişinin gün ışığından faydalanamadığını düşünürsek, yapılan spordan alınan verim oldukça aza inmektedir. Spor salonunda da spor yapılabilir ama bu yapılan spor D vitamininden eksik kalınmış bir şekilde gerçekleşecektir. Açık havada yapılan spor, D vitamini alımını artıracağı için yaralanmaların azalmasında da önemli bir etken olmaktadır.

Spor yaralanmaları en çok diz ve ayak bileğinde görülmektedir. Sonrasında omuz ve kalça gelmektedir. Uzun süre ara verdikten sonra spora başlayacak kişilerin ekleme yük bindirecek sporlardan mümkün olduğunca uzak durması gerekmektedir. Özellikle menopoza yakın dönemde olan kadınların bu tarz sporları yapmamaları önemlidir. Bu açıdan bakıldığında en ideal spor, düz yürüyüştür. Bunun yanında yüzmek de oldukça uygundur. Spora başlarken ve spor yaparken dikkat edilmesi gereken durumlar da bulunmaktadır. Özellikle 40 yaşından sonra spora başlamaya karar verenler mutlaka check-up yaptırılmalıdır. Kan şekerinin ve vücut kitle indeksinin tespit edilmesi gerekmektedir. Yapılan tetkiklerin sonuçları normal ise belirli bir program dahilinde düzenli spor yapılmalıdır.

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.