MADIMAK

‘Madımak’ ya da ‘madımalak’…

Bu sözcük, sözlükte karşımıza aynen şu şekilde çıkar:

“Kuzukulağıgiller familyasından, toprak üstüne yatık sürünücü odunsu gövdeli, ufak pembe çiçekli, çok yıllık yenebilen otsu bitki türü.”.

Özellikle Sivas, Kayseri, Tokat, Amasya, Çorum gibi illerin içinde bulunduğu Orta Anadolu illerinde çok bilinen, çiğ ya da pişirilerek yemekleri yapılan bir bitki türüdür.

Madımak, aynı zamanda 26 yıl önce meydana gelen, her zaman insanlık adına nefretle hatırlanacak, tam 37 cana mal olan, Sivas’ın ana caddelerinin birinde 2 Temmuz 1993’te ateşe verilen otelin adıydı.

1992 yılında iki aylık kısa dönem vatani görevimizi yaparken ilk çarşı iznimizde Madımak Oteli’ni görmek fırsatını yakaladım. Yakın bir arkadaşımla birlikte bu otelin önünden geçerken o güzel ezgili türkünün melodisi aklımıza takılır, “Oy madı madı madımak, oy madımak” diye mırıldanır, önünden geçer giderdik. Kendi halinde bir otel iken bir de baktık ki vatani görevimizin bitiminden sonraki ilk sıcak yaz gününde böyle bir temmuz başında içindeki ozanları, edebiyatçıları, aydınları, sanatçıları, kısaca toplu halde kimleri gözlerine kestirmişlerse canice ateşe verildi Madımak Oteli. Gözlerini kan bürümüşlerin hedefi olan otelde ne yazık ki pek çoğu dumandan boğulma kaynaklı 37 can verildi. Kimler yoktu ki toplam 51 kişilik grupta: Aziz Nesin, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Asım Bezirci ve Nesimi Çimen…

Peki, nedir Madımak katliamı? Çeyrek asrı geçkin bir süre önce yaşanan olayı kısaca hatırlatmak gerekirse: Kalabalık bir grup tarafından çıkarılan yangında kimi dumandan boğularak kimi de yanarak yaşamını yitirenlerin dışarı çıkmaları halinde linç edilmesi söz konusu olduğu için içeride sıkıştıkları biliniyor.

Bu grup Sivas’taki Madımak Otelinde kalmaya başlayacak ve tam dört gün sürecek şenliklerde söyleşiler düzenleyecek, kitaplarını imzalayacaklar, şarkılar ve türküler söyleyeceklerdi. Grup sadece ilk gün etkinliklerini gerçekleştirebildi. Şenliğin ikinci günü olan ve cuma gününe denk gelen 2 Temmuz’da cuma namazı çıkışı toplanan bir grup etkinliğin yapıldığı alana yürümeye başladı.

"Sivas laiklere mezar olacak" sloganlarıyla yapılan yürüyüş sırasında ‘Halk Ozanları’ heykeli yıkıldı ve yerde sürüklendi. Sayıları giderek artan gruba herhangi bir müdahale yapılmazken akşam saatlerine doğru daha da büyüyen kalabalık 15 bin kişiyi buldu. Binlerce kişi otelin önünde sloganlar eşliğinde binayı taşladılar ve camlarını kırdılar. Birkaç saat içinde otel önündeki araçlar ateşe verildi ve ardından Aziz Nesin’in de aralarında bulunduğu Madımak Otelinin perdeleri ateşe verildi. Son olarak otelden de alevler yükselmeye başladı.

Yangını söndürmek için zamanında müdahale etmeyen itfaiye de geldiğinde büyümüş olan alevleri kontrol altına almakta yetersiz kaldı.

Çoğunluğu Alevi olan 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanı ve göstericilerin yanarak ya da dumandan zehirlenerek can vermesiyle kalplerde derin bir acı bıraktı. Bugün olayın ardından tam 26 yıl geçti. Ancak Madımak katliamı acısı tazeliğini hâlâ koruyor. Yıllardan beri olayın yıldönümünde Madımak Oteli önünde çeşitli anma etkinlikleri düzenleniyor.

Kendisi de çok uzun yıllar önce haince ortadan kaldırılan Türk Edebiyatının gururu, değerli kalem Sabahattin Ali bakın ne diyordu:

“Bu ölü toprakların üstünde hiçbir şey ölmek ve öldürmek kadar kolay değildir.”

Dertli bir ozan şiirinin girişinde ne güzel de vurgulamış:

“Kalbin varsa türkü yakarsın, kalbin yoksa insan...”

Bu topraklarda her nasıl kullanılırsa kullanılsın din en büyük sermaye. Samimi insanların gözlerini boyayıp, kafalarını yalan yanlış bilgilerle doldurup, başkaları üstüne kin ve nefretle salanların da en büyük sermayesi.. Bu sermaye, Cumhuriyet tarihi boyunca pek çok yerde etkili biçimde kullanıldı. Şeyh Sait İsyanında da kullanıldı, Menemen Olayında da kullanıldı. Cumhuriyet’ten önce zaten defalarca kullanılıp durdu. Tıpkı bir başka gericilik kalkışması olan 31 Mart Olayı gibi.

Prof. Dr. Neşet Çağatay ‘Türkiye’de Gerici Eylemler’ isimli kitabında bakın ne diyor:

“İbadetin yani ahlâklı, faydalı ve iyi insan olmanın birçok şartı vardır. Bunların en önemlilerinden biri de namaz ve oruçtur. Zaten namaz, oruç ve zekât gibi İslâm temellerinin amacı, kişiyi iyi insan kılmaktır. Bu tür ibadetler, bunları yerine getireni iyi insan yapamamış, bu kişi namaz kılıp oruç tuttuğu halde iftiradan, yalandan, her çeşit hırsızlıktan, mala, cana, ırza el uzatmaktan kendini koruyamamışsa o namazın ve orucun ona hiç bir faydası yoktur. Bu tür faydasız ibadet, başa bere giyip sakal bırakmak insana bir şey kazandırmaz. İbadetten yani Allah'a kulluktan gaye, başkalarının sevgi ve saygısını kazanmak, iftira ve kötülük etmemek, herkese iyilik ve yardım etmektir. Bencil çıkarları uğruna herkesi kendimiz gibi düşünmeye zorlamaya hakkımız yoktur. "Dinde zorlama yoktur"un anlamı da budur. Herkes istediği gibi düşünmekte ve inanmakta serbesttir ama hiç kimsenin, başkasının düşünce ve inanç hürriyetine karışmaya, onu kendi gibi düşünmeye zorlamaya, o düşüncenin propagandasını yapmaya hakkı yoktur. Anayasamız bu hürriyeti garanti altına almıştır. Herkes bu hürriyete saygı gösterir ve kişiler ve toplum da bu hakkına sahip çıkarsa yurdumuz huzur ve sükuna kavuşur, mutluluk içinde yaşar.

Sivas katliamında tam 37 can verildi. Haksız yere, göz göre… Yazık…

Olaya bir de kutsal kitabımız boyutuyla bakarsak, Kur’an-ı Kerim şöyle der:

"Kim bir mü'mini kasdi olarak öldürürse, o kimsenin cezası cehennemde (ebedi) kalmaktır!.." (Nisa, 4/93)

"Kim bir insanı (suçsuz yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de suçsuz bir insanı ölümden kurtarırsa, sanki bütün insanları ölümden kurtarmış gibidir!.." (Maide, 5/32)

Buyurun o zaman bu katliamı yapan gözleri dönmüş cani katiller, isterseniz bir de bu pencereden bakın. Dikkatlice bakın ki kimler cennetlik kimler cehennemlik görün, anlayın.

Her gericilik olayının ardında ülkenin aydınlık yarınlara ulaşmasını engellemek isteyenlerin dış destekli içteki hainlerin parmakları vardı. Gaza iyi geldiler. ‘Din elden gidiyor!’ çığırtkanlığı yapanlara koşulsuz destek çıktılar. Din, hiçbir zaman elden gitmedi ama elden giden o kadar çok şey oldu

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.