İşgalin 100. Yılında İlk Kurşun

Bilindiği gibi tam 100 yıl önce Yunan işgaline uğrayan yöremizde, işgallere karşı ilk silahlı direnişlerin başlamasını simgeleyen en önemli tarihi gelişmelerden biri de ilk kurşun olayıdır. Bu gurur simgesi, Cumhuriyet’in ilânından birkaç yıl sonra İlkkurşun Köyü yakınlarında, Ödemiş-İzmir asfaltının hemen sağında, Ödemiş Bölge Trafik Denetleme İstasyonu arkasında, Küçük Menderes Ovası’nı selamlayan çamlığın çevresinde, her yıl daha da artan coşkularla kutlanmaya başladı. 

İlkkurşun Bayramını iki aşamalı olarak ele almak gerekiyor. Bilinçli ve duyarlı insanlar için bayramın anlamı çok derindir. Onların gözünde asıl bayram, İlkkurşun çamlığının zirvesindeki anıtın bulunduğu yerden başlar. Onların tüm duygulanımları yıllar öncesine iner, dedeleriyle omuz omuza işgallere mangal gibi yürekleriyle karşı dururlar. Hatırladıkça gözleri dolar, vefa ve minnet duyguları kabarır içlerinde.

Pek çok insan, burada kutlanan bayramın temelinde yatan nedenden ayrıntılı biçimde habersizdirler. Belki konuya duyarlı analarından, babalarından, dedelerinden, ninelerinden, kısaca o günlerin her türlü sıkıntılarını birebir yaşayanların ağzından Kurtuluş Savaşı dönemiyle ilgili bir şeyler duymuşlarsa, belki…

Geçtiğimiz pazar günü yöremizde işgale atılan ilk kurşunun 100. Yılını kutladık. Asıl tarih 1 Haziran olmasına karşın yıllardan bu yana belki de birkaç kez bu tarihe rastladı İlkkurşun Bayramı. Bu yıl 9 Haziran’da kutlanmasının nedeni ise hareketlilik, yiyip içmeler ve gezmeler göz önüne alınarak Ramazan’dan sonraya bırakılmak istenmesiydi. Bu aslında iyi düşünülmüş olsa da Bademli 50. Kiraz ve 17. Meyve Fidanı Festivali ile aynı güne denk getirilmesi zaten yıldan yıla körelen İlkkurşun Bayramı’nın resmi törenine etkisi olmasa bile panayır ortamına büyük zarar verdiği görüldü. Sanırım gelecek yıllarda bu durum yetkililerce düşünülecektir.

Belediyemizce hazırlanan 100. Yıl Kuvay-i Milliye ve İlkkurşun Kutlama Programındaki sunuculuk görevimden sonra ister istemez çocukluğumuzda koşarak gittiğimiz yerleri çoluk çocuk şöyle bir turlamak gerekirdi. Öyle de yaptım ancak tam anlamıyla şok oldum desem yeridir. Belki bekliyordum ama bu kadar da değil.  İlk kez iki elin parmaklarını geçmeyen satıcı stantlarını görünce ne yalan söyleyeyim içim burkuldu. Eskiden yoldn bırakın araçla geçmeyi, insanlardan bile yürümek zor olurdu. Şimdiyse en yoğun olacağı düşünülen zamanda yoldan kamyon geçecekti.

Çamlığın bitimindeki, eski değirmenin olduğu yerdeki çınarların altı öğle sıralarında dolu dolu olurken bu kez bir tek insan bile yoktu orada. Çamlığa doğru uzanan rampada eskiden insanlar sere serpe oturur, etraflarına bakarlardı ama bu kez o alanlarda bir tek insan yoktu. Şöyle bir düşündüm de oysaki çocukluğumuzun yıl içindeki sayılı, belki de kendimizce en çok önemsediğimiz günlerden biriydi İlkkurşun Bayramı… Ta günler, haftalar öncesinden başlanırdı sohbetleri. Kayaköy’ün, Kayaköylü’nün deyimiyle biz “Şendik” derdik adına. Yeni giysiler ve ayakkabılar hazırlanır, o gün için sınırsız harcayabilmek için paralar biriktirilirdi. Şimdilerde olduğu gibi her şeye ve her yere ulaşım, yazılı ve görsel medya, teknoloji, başta gıda olmak üzere çok yönlü çeşitlilik gibi konularda dönem itibariyle her yönden gerek alım gücü gerekse çeşit konusunda sıkıntılar yaşandığındandı belki de yılda bir kere de olsa çocuksu büyük hayallerle süslenen İlkkurşun Bayramının o çevre insanı için önemi. En çok da çocuklar ve yıl boyu tarladan başka bir yer görmeyen çilekeş tarım emekçileri kadınlar…

Aslında o çevre insanı için asıl yukarıdaki şehitlikte yapılan törenden çok, birkaç yüz metrekarelik alana yayılmış seyyar satıcılar, köfteciler, dondurmacılar, kiraz satıcıları, diğer yiyecek satıcıları, oyun ve eğlence için hazırlamış lunaparklar daha çok önemsenirdi.

Günümüzde artık o önceki İlkkurşun Bayramlarının panayır alanı bakımından eski havası, eski tadı, eski çekiciliği yok. Belki de ulaşım kolaylaştı, hemen her gün taşıtlara biniyor çocuklar. Yılda bir kez gördükleri hazır dondurmalar, köylerine kadar marka marka girmiş durumda. Televizyon, cep telefonu, internet derken dünya avuçlarının içinde…

Aynı gün anıtın bulunduğu alanda saat 10.00’da başlayan törene protokol üyeleri dışında CHP İzmir Milletvekili Bedri Serter, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Tire Belediye Başkanı Salih Atakan Duran, Beydağ Belediye Başkanı Feridun Yılmazlar’ın katılımları dikkat çekti. Konuşmalarda günün anlam ve önemi belirten mesajlar verildi. İlkkurşun Efeler Derneği üyeleri her zamanki duyarlılıklarıyla oradaydılar. Zeybek gösterileri sundular. İlkkurşun Bayramı olayın bu yönüyle 100. Yılına yaraşır biçimde kutlandı diyebiliriz.

Düşündüm de, o dönemde iyi ki Yunan galip gelmemiş(!). Yoksa halimiz nice olurdu. Bu bağlamda “Keşke Yunan galip gelseydi” diye hadsizce konuşup duranlar ve onlara destek verenler var ya, işte bu sözlerim de sizlere:

“O yoğun savaş yıllarından, benim ailemden ve en yakınlarımdan 3 şehidimiz var. Yemen’de, Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşında… Bunların verdiği canlar var. Varsa, ki mutlaka var, bunların hakkı adına sizin gibi düşünenlere kesinlikle hakkımı helal etmiyorum.”

Yöremizde nice vatanseverlerce ulusal bağımsızlığa ilk ateşin yakıldığı direnişin 100. Yılı kutlu olsun.

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.