VERGİ BİZE VERGİ

Çok partili yaşama geçiş denemeleri sırasında Mustafa Kemal, kız kardeşini makamına çağırıp bir parti kurmasını ister. Yapması gerekenler hakkında bilgilendirir. Bir süre sonra Makbule Hanım partiyi kurduğunu, tüzüğünün de hazır olduğunu belirtir. Tüzüğü merak eden Mustafa Kemal, maddelerden birini görünce hayretler içinde kalır. Çünkü şöyle bir ifade vardır tüzüğün ana maddelerinin birinde: 
“Hiçbir vatandaşımızdan vergi alınmayacaktır.” 
Mustafa Kemal, kız kardeşi Makbule'yi karşısına alıp böyle bir şeyin mümkün olamayacağını, dünyada hiçbir devletin vergi olmadan ayakta kalamayacağını belirtip partiyi henüz kurulmadan fesheder.
Vergi vermek, zorunlu temel vatandaşlık görevlerindendir.
Günümüze gelirsek, ismini bile bilmediğimiz o kadar çok vergi ödüyoruz ki. 
Kurumlar Vergisi…
Özel Tüketim Vergisi…
Damga Vergisi…
Motorlu Taşıtlar Vergisi…
Emlâk Vergisi… 
Bitmedi, verginin de vergisi: Katma Değer Vergisi… 
Düşünsenize, KDV ile süslenmiş elektrik faturanızda tam 7 çeşit vergi bulunuyor. 
Vergi bize vergi…
Öyle ki memur kadroları çok iyi bilir, geliri diğer çalışanlara göre birazcık daha iyi olanlara yılın ilk altı ayı dolmadan “Gel bakalım arkadaş, sen çok kazandın, yılın sonuna kadar binde yirmi gelir vergisine tabisin.”
Yanılmıyorsam yürürlükte işlem gören toplam 300 kalem vergi var. 
Aldığından vergi, sattığından vergi; yediğinden vergi içtiğinden vergi, sudan vergi… 
Ancak hava bedava!
Düşünüyorum da ismini bile bilmediğimiz vergiler var. Vergi sanki bize vergi…
Vergiler getiri de olsa götürü de olsa yönü hep aynı, tek yönlü…
“Senin yaptığını Çorumlu yapmaz.” Sözünü çok duymuşsunuzdur. Sözün çıkış noktası yine vergi ile ilgili. Kısaca anlatayım: 
İnönü döneminde hayvan başına vergi alınmaktadır. Vergi memurları Çorum kısalında bir eve uğrarlar ve ev sahibine hayvanları olup olmadığını sorarlar. Adam “Yok” der. O sırada da adamın babası ölmüş, defnedilmiş ve hasta yatağı daha öylece orta yerde serili durmaktadır. Adam vergi memurlarının geldiğini görünce damdaki eşeğini ayaklarından güzelce bağlar ve bir gün önce ölen babasının hasta yatağına yatırır. Vergi memuru hasta yatağını göstererek “Bu kim?” diye sorar. Adam, “Babam” der.
Vergi kaçırmak için yalan söyleyen, hatta ölmüş babasının yerine koyduğu eşeğe “Babam” diyen adamın durumudur bu sözün özeti.
 İşin doğrusu bir devletin vergi olmadan ekonomik olarak ayakta kalma şansı hiç yok.
En önemli vatandaşlık haklarımızdan birini her daim lâyıkıyla yerine getiriyoruz. 
Vergi Haftamız bile var. Örneğin bu yıl (2019) 22 -28 Şubat günlerini içine alan hafta ülkemizde Vergi Haftasıdır. Yani, hafta yarın başlıyor. Kutlu olsun.
Zaman içinde sonradan çıkarılan vergiler olduğunu görüyoruz. Örneğin KDV, merhum Turgut Özal zamanında çıkarıldı. Örneğin cep telefonları faturalarına yansıtılan Özel İletişim Vergisi üçlü koalisyon hükümeti tarafından 1999 Marmara Depreminden sonra 10 yıl süreli olarak çıkarıldı. Neredeyse ikinci on yıl geride kalacak, hiç mi hiç gitmeye, kaldırılmaya niyet olmadı, kendisiyle duygusal biçimde sıkı fıkı dost olduk anlayacağınız.
Vergilerini dört dörtlük ödeyen genelde çalışan kesim yani memur ve işçi kesimi. Çünkü henüz maaşını almadan vergisini peşin veriyor. Bordro apaçık ortada olunca tüm geliri, tüm vergileri de ortada. Bunun ötesinde asıl vergi alınması gereken ve önemli bir yekün tuttuğuna inandığım büyük holdingler, şirketler ve işletmeler var. Bunların da kendilerine göre o biçim ayarlar yaptıklarını, daha fazla vergi vermemek adına kendilerine tanınan esnekliği de göz önüne alarak vergi konusunda dört dörtlük olmadıklarını duyuyoruz. 
Bir de kayıt dışı ekonominin elemanları var. Dükkân açsa getirisi götürüsü derken bir sürü verginin içinde buluyor kendilerini. İyisi mi al bir el arabası, yap seyyar işi…    
Hatırlarsınız eskiden şimdiki kamu spotundaki reklâmlarla bilgilendirme yapılan konulardan biri de bu vergi konusuydu. Şöyle denirdi: 
“Ödediğiniz her kuruş vergi yol, su ve elektrik olarak size geri döner.”
Otobanlara sözüm yok ancak ülkenin pek çok köy yolunda sıkıntılar fazla. Bizim Ödemiş'te bile köy yollarının pek çoğu çileli. 
Suyumuzun fiyatı zaten belli… 
Elektrik derseniz onu hiç sormayın. Zam üstüne zam yetmezmiş gibi bünyesinde tam dokuz çeşit vergiyi barındırıyor, açıkçası adamı her ay çarpıyor.   
Yukarıdaki o sözde geçtiği üzere, vatandaşa dönen falan bir şey yok. Dönen olsa olsa zamlardır. Bir de her yıl suya ve elektriğe bindirilen zamlar…  
Sayısını bile bilmediğimiz, her yıl hemen hepsine getirilen zamlarına tepkisiz kaldığımız, hatta iyice kanıksadığımız zamlı vergileri ödemek gerçekten de bizim işimiz. 
Sosyal refah içerisinde yaşayan toplumlarda yönetimlerin bir başka önemli görevi de olması gereken vergileri yasal ve doğal olarak toplarken, gelir düzeyleri belli vatandaşlarını ağır vergi yükü altında ezmemeye özen göstermektir. 
Ülkemizde isimleri çok dillendirilen isimleri malum, iki büyük vakıf vergiden tümüyle muafken, vergi ödemek yalnızca sade vatandaşın işi ve temel görevi nedense…
Ne diyelim, vergi bize vergi…

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.