Gölcük ve Bozdağ’dan 1907 Yılına ait Eski Bir Hatıra proje

Bekir Keskin

 

Ödemişlilerin Muhittin Hoca olarak tanıdığı Dava Vekili Muhittin Özlü, 1881 doğumludur. Ödemiş’in renkli simalarından olan Muhittin Hoca medreseden yetişme bir Osmanlı aydını olup, uzun yıllar Ödemiş’te dava vekilliği-avukatlık yapmıştır. Ödemişli Başbakan Şükrü Saracoğlu’nun da yakın arkadaşı olan Muhittin Hoca, Nasreddin Hoca’yı andırır davranışları ile çevresinde çok sevilen ve saygı gösterilen bir kimseydi. Örneğin; kol saati kola takılır diyerek, saati bileğine değil, koluna takardı. Kel kafalı, yarım madeni çerçeveli gözlüklü, ilerleyen yaşına rağmen sigarayı sonuna kadar dudağından düşürmeyen bir sigara tiryakisiydi. Uzun Sokak’taki evinde yatağının başucuna astığı ucuna hortum takılı bir ibrik, gece uyanınca yattığı yerden kalkmadan su içmek için kendi tasarladığı bir düzenekti. Osmanlı dönemini ve Cumhuriyet Türkiye’sini aydın bir hukukçu olarak yaşayan Muhittin Hoca 1969 yılında aramızdan ayrılmıştır.

9 Temmuz 1963 tarihli Ödemiş Cephe Gazetesinde Burhan Esen’in ‘İhmal ettiğimiz Turistik Değerler’ başlıklı bir köşe yazısı yayınlanmıştı. Söz konusu makalede; “Türkiye’nin en üstün turistik yerleri bulunan Bozdağ ve Gölcük ihmalimiz yüzünden her gün bir parça daha değerinden kaybediyor. 20-30 yıl evvel İzmir Valisi Kazım Dirik (Valilik: 1926-1935 arası), Türkiye’nin bu iki incisi Bozdağ ve Gölcük yaylalarına yollar yaptırıp, çeşmeler inşa ettiriyor. O zamanın imkânlarına göre, bir Vali olarak elden gelen hizmeti esirgemiyor.

Vali Kazım Paşanın İzmir’den ayrılışı ile bu köylerle ilgilenen ikinci bir vali çıkmıyor. Kazım Paşanın yaptırdığı yolların tamir işi bile becerilememekte, her yıl ufak toprak atmalarla idare-i maslahat (durumu idare etme) cihetine gidilmektedir. Turizm cenneti olabilecek değerde bulunan Bozdağ ve Gölcük her yıl bir parça daha sönmekte, bu emsalsiz sayfiye köyleri günden güne unutulup gitmektedir. Yeni valimiz, zahmet edip de bu iki köye uğramamışlar mıdır? Dertleriyle, dilekleriyle kaderleriyle bir dakika olsun ilgilenmişler midir? Yanılmış olmayı ne kadar isterdik.” denilmekteydi.

Gazetedeki bu serzenişi okuyan Muhittin Hoca; “Cephe gazetesinde Bozdağ ve Gölcük için Burhan Esen’in yazısı ayranımı kabarttı ve bilmem kaç senelik bir hatıramı dip diri canlandırdı…” diyerek Gölcük ile ilgili bir anısını Cephe Gazetesi’ne göndermiştir.

Gölcük ve Bozdağ yaylaları Osmanlı döneminde de Ege Bölgesi’nin her yerinden gelen ziyaretçiler nedeniyle yaz aylarında oldukça kalabalık misafir ağırlıyordu. Özellikle İzmir’de yaşayan yabancılar, Osmanlı yöneticileri, asker, ulema ve varlıklı aileler hemen her yıl iki-üç aylığına Gölcük’e geliyorlardı. Her ne kadar Gölcüğe çıkan dar, toprak dağ yolu dolambaçlı olsa da; İzmir ve çevresindeki tek yayla gölü olması sebebiyle ulaşım zahmetine katlanılıyordu. Çadırlar kuruluyor, seyyar esnaflar ihtiyaçları karşılıyor, sıcak yaz günlerinde Gölcük ve yakın çevresi serin bir sayfiye yerine dönüşüyordu.

20. yüzyıl başlarından itibaren Gölcük ve Bozdağ’da yapılaşma artarak, yaz aylarında gelenlere ilaveten kalıcı yerleşmeler gelişti. 1912 yılına ait bir haritada Ödemiş, Gölcük Yaylası ve çevresindeki yapılaşma konusunda önemli bilgiler bulunmaktadır. Bu haritada göl kıyısı ve çevresindeki yerleşimler ve mahalleler isimleriyle yer almaktadır.

Muhittin Hoca’nın gazetede yayınlanan yazısını, 1907 yılında Gölcük ve Bozdağ ile ilgili bir planı/düşünceyi aktarmak için, dizgi hatalarını düzelterek ve anlam bütünlüğünü koruyarak aşağıya alıyoruz:

“… Hürriyetin ilanından az evveldi sanıyorum. İngiliz yazarlarından ve öğretmenlerinden 12-14 kişi ailecek Bozdağ ve Gölcüğe gelmişlerdi. Gözü Oxford Üniversitesinde açılan, o günlerin İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa (Valilik: 1895-1907 arası), o ailelerle görüşmek için İzmir’den trenle Ödemiş’e ve beraberinde beyaz donlu Kıbrıs aygırı ile Bozdağa gelmiş, hazırlanan şezlonglardan birine gömülen Vali Paşa hoş beş denilmeden bir ohh çekmiş. İşte bu ohultoya gülen Ödemişlilerden birinin “Paşam yorulmuş gibisiniz” demesini fırsat sayan koca kurt, “evet yorulmadan gelmek sizin elinizdedir” diye ortaya latif bir taş atmış. İşte bu laf evrilmiş çevrilmiş ne olmuşsa olmuş, nihayet o senenin ilkbahar mevsimindeydi sanıyorum, şöyle bir teklif yapılmıştı:

Ödemiş demiryolu Zeytinlik Köyünün yaslandığı Gölcük Dağının dibine kadar sokulacak ve orada kurulacak bir asansör (teleferik) ile Gölcük hizasına çıkılacak. Gölün girinti ve çıkıntı yerleri tesviye edilecek (düzeltilecek, temizlenecek), gölün üzerine doğru doğudan batıya ve şimalden (kuzeyden) cenuba (güneye) demir döşeme ile yapılan yolun kavşağında lokanta, gazino, bar gibi eğlence yerleri yapılacak ve gölün çevresi ön tarafı beş, arka tarafı sekiz metre yükseklikte olan turist evleri ile süslenecek. Gölcük-Tekke arasındaki dağ ile Üçler Dağı delinerek açılacak tünel ile iki yayla birleştirilecek. İşte bu şartlara uygun kurulacak bir İngiliz şirketine imtiyaz verilmesi teklif olunmuş idi.

Ne yazık ki; bu teklifi canı ile başı ile destekleyen Vali Kamil Paşanın (1832-1913) karşısına Babıali çıktı ve arkadan vurmağa başladı. O günlerde Ödemiş’te Kaymakamlık Tahrirat kaleminde çalışıyordum. Bozdağ’da nineme bitişik evde oturan İngilizlerden bazıları ile yakından görüşüyor, bu iş nasıl olacak diye kulak kabartıp duruyordum. Babıali “aman oraları cavur müstemlekesi olur, beş paraya aldığımız yumurta beş kuruşa çıkar, süt yoğurt ve dinsiz çökelek bile bulunmaz olur. Karılarınız açık saçık, çırılçıplak gezmeğe, erkekleriniz gece yarısından sonra evlerine dönmeğe başlarlar. İstemeyiz, istemiyoruz” diye halkı bas bar bağırtın diye Kaymakamlığa şifre yağdırıyor ve zavallı kaymakamın iki ayağını bir pabucun içine sokuyordu.

Sonu ne oldu bu günkü gibi bilirim. Babıali’nin dediği ve istediği oldu. Vali Kamil Paşa oturdu kaldı yerinde. O gündür bu gündür geçmişteki bu olayı hatırladıkça burnumun direği sızılar. O günlerin Babıali kafası bu günü değil, burunlarının dibini görebilmiş olsalardı şimdi Bozdağ ve Gölcük İsviçre’nin Alp Dağlarına ağabeylik edecek turistik yerler olurdu.”

28 Temmuz 1964 tarihli Cephe Gazetesinde Burhan Esen tekrar Gölcük-Bozdağ konusunu ele aldı, Gölcük Ödemiş’in gündemine girdi. 10 Ekim 1964’de Gölcük Güzelleştirme Derneği kuruldu. 1966 yılında Zeytinlik-Gölcük arası teleferik projesi 1959 yılındaki başarısız girişimden sonra tekrar gündeme geldi. O yıllardan sonra Gölcük kendi gelişimi içinde kalabalıklaştı, bir otel yapıldı, ancak 1907 yılındaki hayallere yaklaşacak herhangi bir girişim olamadı…

 

Kent Gazetesi-73: 30.10.2018

 

              Aklama EDEMIS BELGELERGLCK YAYLASI ve BROSRglckJPG    

 

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.