ÜRETİM OLMAZSA TARIM ÇÖKER

Eli nasırlı, bağrı parelenmiş başta Ege olmak üzere Türk çiftçisinin sorunlarını, keşfedilmedik nokta bırakmayacak şekilde bilen, araştıran yazan ve çözümler üreten mahir bir kalem. İzleyiniz.

Ülkemizin nüfusunun %35-40'ına yakın insanının uğraştığı bir sektör olmasına rağmen basında haber dışında bahsi geçmediğinden tarımı ve insanlarını köşe yazılarıma taşıyorum. Yalnızca seçim zamanlarında hatırlanan, o zaman ayaklarına gidilip halleri sorulan, çektikleri dertleri, sıkıntıları araştırılmayan insanların sesleri, solukları olarak iki yıldır Haber Ekspres gazetesinde, onların yaşadıklarını kaleme alıp kamuoyuna duyuruyorum. Çocukluk yıllarında dedem, bize şöyle bir soru sorardı: İyi insan kime denir? Ve sonra da kendisi şöyle bir cevap verirdi: Malından, parasından, bilgisinden ait olduğu topluma, ulusuna ışık veren kişilere "iyi insan denir", derdi. Ben de aldığım bu feyizle sahip olduğum değerleri milletimin fertleri ile paylaşmak istiyorum. Yıllardır bilgisiz, eğitimsiz bırakılan tarım kesimini sütunlarımda akademisyenlerle, yetkililerle buluşturarak kucaklaşmalarını sağlıyorum.
Tarımla uğraşan insanımızın ülke nüfusuna oranı % 35-40 ise de geçimini tarımdan sağlayan insanımızın sayısı ülke nüfusunun %60'ın tekabül eder. %35-40 fiilî olarak tarımda çalışan insanın oranıdır. % 20-25 de tarımdaki insanların ürettikleri mahsulleri alıp, işleyip, paketleyip, satan, fabrikalarında hammadde olarak kullanan sanayici, işadamı, tüccar, ihracatçı ile onların işletmelerinde, fabrikalarında, mağazalarında çalışan işçilerdir. Eğer çiftçi üretmezse tüm bu insanlar neyi işleyip, neyi ihraç edip, hangi mahsulü, mamulü satacaklar? Onun için Türkiye'nin ekonomisinin kökü tarımdır. Bu sektör yok olmaya yüz tutarsa, Türkiye ekonomisi de onunla beraber çöker.
Yıllardır Türk tarımı ülkeyi idare eden siyasi iradelerin oy deposu olmuştur. Tarım kesimi sadece seçim zamanlarında hatırlanıp gerçekleşmeyecek vaadlerle kandırılarak bu kesimin özüne uygun olmayan politikalara kurban edilmiştir. Gelişmiş ülkelerin çiftçileri karşısında yalnız bırakılarak sahip olduğu destekler IMF'nin, Dünya Bankası'nın talimatları ile bir bir ortadan kaldırılmıştır. Tarımın girdilerinin maliyetleri arttırılırken ürünlerinin fiyatları tam aksine geriletilmiştir. Teknolojik gelişmelerden yoksun bırakılarak insan gücüne dayalı üretim tekniğine mahkûm edilmiştir. Tarımın gereksinimi olan sulama yapıları zamanında planlanıp yapılmadığından dereler, nehirler boşa akarken artezyen sulamalarına da mahkûm edilen bu kesimin mazot ve elektriğe de büyük bedeller ödemesine sebep olunmuştur. Tarım arazileri korunmayarak üretimden düşürülmüştür. Yabancı devletlerin danışmanlarının talimatları doğrultusunda yerli tohumlar yok edilmiş, çiftçi hibrit tohumlara bağımlı hale getirilmiş, zamanında sahip olduğu organik tarım yok edilerek Avrupa'lının kimyasallarına, genetik yapısı bozulmuş tohumlarına pazar edilmiştir. Toprağının ekolojik dengesi kontrolsüzce kullanılan böcek öldürücü, ot yok edici ilaçlarla bozulmuştur. Şimdi de gelişmiş ülkelerin büyük desteklerle finanse ettiği çiftçilerinin ürettikleri tarım ürünlerinin maliyetinin yarattığı ucuzlukla ithal bombardımanına tâbi tutulmaktadır. Her türlü tarımsal ürün, damızlık hayvan pazarlayan uluslararası şirketlerin arenası haline gelmiştir Türkiye. Son altmış yılda tarım, üç yıl arka arkaya ilk defa bu dönem gerilemiştir. Türk tarımını kalkındırmak, ürettikleri ile kendi kendine yeten yedi ülkeden biri haline getirmek için Atatürk'ün dediği gibi köylüyü tekrar milletin efendisi haline getirmeliyiz. Şu anda, tarım kesimine yönelik olarak "doğrudan gelir desteği" diye bir proje uygulanıyor. Bu tür bir destek şekli tarım kesimi için kâr mıdır, zarar mıdır?
Doğrudan tarım desteği, uygulandığı tarihten itibaren yanlış bir destektir. Böylece üretene değil sadece tapu sahibine destek verilmekte. Bu desteğin ülke ekonomisine kazandırdığı bir katma değer de yoktur. Aksine insanların tembelliğe itilmesine sebep oluyor. İnsanlarımız, çalışmadan, emek harcamadan para kazanmaya alıştırılıyor. Bu, doğrudan desteğin uygulanmasında bazı yörelerde yetkililere ibraz edilen tapuların toplamı o ilçenin yüzölçümünden bile fazla çıkmıştır. Bazı ilçelerde de doğrudan destek için müracaat eden insan sayısı ilçe nüfusunu bile geçmiştir. Halbuki destek, üretilen ürüne verilse, yetiştirilen mahsulün miktarı artar, niteliği, niceliği yükselir. İnsanların alın teri değerlenir. Ekonomi de katma değer kazanır.

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.