KİŞİSEL HAYATIMIZ NE KADAR GİZLİ







Teknoloji çağının ne ürünlerine ne terimlerine yetişebiliyoruz. Özel hayatımız gözler önünde,
hatta ayaklar altında. Elektronik dalgalar, radyasyon vb. zararları umursamaz hale geldik. 7'den 70'e herkesin elinde telefonlar, tabletler vs. artık birçok insan elinde telefonla uyuyor, başucunda ya da yastığının altında telefonla yatıyor. Kendimizi de neslimizi de “Çağın Modern Vebası Haline Gelmiş” bu illetten maalesef koruyamıyoruz.
Telefonum olmadan asla! İnternetsiz bir hayat düşünemiyorum! Sosyal medyadan ayrı
kalamam. Diyen birçok genç yaşlı insanla her gün karşılaşmıyor muyuz? Eskiden aile mahremiyeti diye bir şey vardı. Özel hayatın gizliliği genç ihtiyar, kadın erkek herkesin riayet ettiği bir kavramdı. Bu sebeple evdeki perdelerin dahi süs ve dekordan öte özel bir anlamı ve fonksiyonu vardı. Şimdi sakınmak bir yana özellikle isteyerek teşhir edilmeler söz konusu. Bu da kişisel bir tercih diyebilirsiniz. Bizim toplumumuzun köklerinden gelen ahlak ve namus anlayışı vardır. Bırakın Türk Milli Kültüründeki değerleri ve İslami değerleri bir yana, Evrensel İnsanlık ve Ahlak kurallarına bile uymayan, sığmayan “kepazelikler” ulu orta sergilenir oldu. Kaç aile reisi böyle bir duruma rahatlıkla müsaade edebilir?
Yasa koyucularımız “Kişisel Verileri Koruma Kanununu” çıkarıyor. Peki kim bundan ne
anlıyor? Nasıl bir tedbir alıyor, ya da neye ne kadar dikkat edebiliyor?
Herkesin bildiği ve konuştuğu teknoloji tuzakları:
Cep telefonunuzun kamerasını açık yatmayın.
Cep telefonunuzun internetini açık bırakmayın.
Cep telefonunuz kapalıyken bile sizi dinleyebiliyorlar.
Sosyal medya hesaplarınız sizi ele veriyor.
Sosyal medya hesaplarınızdan tüm bilgilerinize ulaşıyorlar.
Kendi telefonunuzdan sizi görüntüleyebiliyorlar…
Bu liste böyle uzayıp gidiyor. Hadi bazıları “Şehir Efsanesi” diyelim ya doğruysa ki bence birçoğu doğru. Kanun bizi demek ki koruyamayacak, ya da bir yere kadar. Peki kurtuluş reçetemiz ne? Teknolojiden mi vaz geçelim? Çocuklarımızdan mı vazgeçelim? Özel hayatımızdan mı vazgeçelim. Biz ne yapalım? Gerçekten doyurucu cevap verecek bir merci var mı? Özel hayatımız, yani mahremiyetimiz; satılamaz, taşınamaz, takas edilemez, devredilemez, devre mülk olarak verilemez, özel bir mülkümüzdür. Sınırları kişinin kendi nefsi ve ruhuyla çizilmiştir, yani o “HARAM” dairesidir, keyfe keder herkese açılamaz.
Şimdi şu soruya cevap verelim lütfen: Hayatınız ne kadar özel ve özel hayatınız ne kadar
gizli? Sanal dünyadaki verilerimiz silinemez izler bırakıyor. Dijital verilerden beslenen bazı “dijital” yamyamlar & platformlar ne canlar yakıyorlar. Şimdi eski çağlardan fırlayıp çıkmış yeni yüzlü bu dijital korsanlara karşı kendimizi, çocuklarımızı hasılı tüm sevdiklerimizi koruyabiliyor muyuz? Ya da nasıl koruyabileceğimizi biliyor muyuz?
Ebeveynlere bu konuda çok iş düşüyor. Eğitimcilere çok iş düşüyor. Bu konuda araştırma ,
inceleme yapmış, Kişisel Verileri Koruma yasası ışığı altında önemli araştırmalar yapmış bir ekibin ortaya koyduğu ve Çamlıca Yayınların bastığı “ DİJİTAL MAHREMİYET” kitabını tüm dostlara tavsiye ediyorum. Bu kitapla özel hayatınızın sınırlarını tekrar çizecek, dijital tuzaklardan kurtulmanın yeni yollarını keşfedeceksiniz.
Özel hayatınızın gizli kalması dileğiyle; Hoşça kalın.

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.