AVUSTRALYA YANIYOR!

Avustralya…

İsim benzerliğinden dolayı kimilerinin zaman zaman Avrupa ülkesi ‘Avusturya’ ile karıştırdığı, Çanakkale Savaşlarına İngiliz oyunlarıyla asker gönderen ülke…

Keseli hayvan kanguru ile özdeşleşen ve sembolleşen, dünyanın yedi kıtasından biri.
Dünyanın başlı başına hem kıtası hem de ülkesi...

Avustralya, Hint Okyanusu ile Büyük Okyanus arasında uzanıyor. Bu sıralar konumu gereği yaz sıcakları vuruyor koca adayı. Sıcak neyse de sıcakların tetiklediği önlenemez yangınlarla başı büyük bir dertte Avustralya'nın. Peki, ülkede geçmişe dayalı nasıl ilginç bir hayvan çeşitliliği değişimi ve etkisi yaşandı hiç merak ettiniz mi?

           1859 yılında ‘Thomas Austin’ isimli bir göçmen boş zamanlarında avlamak için İngiltere'den getirdiği, 24 adet yaban tavşanını Avustralya kırsalına salar. Birkaç yıl içerisinde kıtadaki tavşan nüfusu milyonları bulur ve takvimler 1920'yi gösterdiğinde kıtadaki tavşan nüfusu 1 milyarı geçer. Tavşanlar, ülke kırsalında 2 milyon dönümden daha fazla bir alana zarar verirler.

            Avustralya hükümeti tavşanlarla başa çıkmak için en azından kıtanın verimli topraklarından onları uzak tutmak adına 1902 yılında dünyanın en uzun çitini Avustralya topraklarına dikerler. (1138 mil)

Buna benzer ve bundan daha kısa çitlerde ülkenin belirli yerlerine çekilmiş çitler yine de tavşanları engelleyememişler.

            Son olarak 1950'lerde güney Afrika'dan sadece tavşanlar üzerinde etkisi olan ‘myxoma’ virüsünü getirip tavşanların besin zincirinde olan böceklere enjekte ederek doğaya salarlar. Bu yöntem % 90 oranında etkili olur ancak kalan % 9'luk kısım bu virüse bağışıklık geliştirerek hayatta kalmayı başarır ve 1990'lara kadar olan sürede yeniden genişleyerek kaybettikleri popülasyonun % 40'ını geri kazanırlar.

1995'de yeni bir virüs geliştirerek kıtadaki tavşan nüfusunu yeniden kontrol altına almayı başarmışlar ama tavşanlarla olan mücadele tam anlamıyla kazanılmış sayılmaz.

Şu sıralar Avusturalya’nın dünya gündemini uzun zamandır meşgul eden konusu yangınlar… Buna bağlı olarak yangınlara olumsuz etki eden birkaç türde yoğunlaşan hayvan potansiyeli…

            Eylül ayında rekor seviyedeki sıcak hava ve buna bağlı kuraklık yüzünden çıkan yangınlar hâlâ kontrol altına alınamadı. Alevlerin yüksekliğinin kimi zaman 70 metreyi aştığı, yangınlar sonucu bugüne kadar 28 kişi hayatını kaybettiği belirtiliyor. Çok sayıda kasaba boşaltılmış. Dünya Doğayı Koruma Vakfı, yaptığı en son açıklamada yaklaşık olarak 1,25 milyar hayvanın hayatını kaybettiğini belirtiyor.

 İşte bu zorlu yangınlar ve kuraklıkla boğuşan Avustralya’da, su kaynaklarını tükettikleri gerekçesiyle 10 bin devenin öldürüleceği haberi hem Türkiye’de hem de dünya kamuoyunda çok tartışıldı, tepkilere neden oldu. Kuraklıktan mağdur olan Güney Avustralya'da 10 binden fazla deve çok fazla su içmelerini engellemek için helikopterden vurularak öldürülecek deniliyor.

Alınan bu acı karar sadece develere özgü ve bir kereye mahsus bir uygulama da değilmiş. Ülkede yaşayan birçok yabani hayvan türü için uygulanan bir nüfus kontrolü yöntemi olduğu ifade ediliyor. Avustralya'da daha önce itlaf edilen hayvanlar arasında yabani atlar, domuzlar, kediler, tavşanlar, tilkiler ve hatta kanguru gibi canlı türleri de bulunuyor.

          Hükümet doğal hayatı ve yabani hayvan nüfusunu kontrol altında tutmak adına coğrafyada bulunan pek çok canlı için sistematik olarak benzer yöntemler uyguluyor.

            Bu önlenemeyen yangınlar nedeniyle kıtanın dengesi her yönden bozulmuş durumda. Çeşmelerle su depolarının da aralarında bulunduğu ellerindeki tüm su kaynaklarına gereksinim duyan yerel halk, hayvanların kendi topluluklarına girmesinden ve zarara yol açmasından şikâyet ediyor.

Hayvanların avlanma nedenleri arasında bunların etkileri sonucunda sera gazı salınımıyla ilgili endişeler nedeniyle de avlanacağı belirtiliyor. Çünkü gazete haberine göre bu hayvanlar yılda bir ton karbondioksitin etkisine eşdeğer metan salıyor.

Güney Avustralya Çevre ve Su Bakanlığı sözcüsü, deve sayısındaki artışın bölgede pek çok soruna neden olduğu üzerinde durulurken, ABC News'in haberine göre hayvanların ölüleri yakılarak ya da gömülerek ortadan kaldırılmadan önce kurumaya bırakılacak.

Develer Avustralya'ya 19. yüzyıl boyunca Hindistan'dan ve Afganistan'dan getirildi ve bu hayvanlar ulaşım ve inşaatlarda kullanıldı.

Eğer avlanma gerçekleşmezse sayıları her 8 ya da 10 yılda bir iki katına çıkacak.

Bu operasyon, ülke çapında devam eden orman ve çalı yangınlarında bir milyardan fazla hayvanın öldüğü tahmin edilirken başlatılacak.

Doğal hayatı koruma yanlıları ve yaban hayat uzmanları, çalı yangınlarının bazı hayvan türlerini tamamen ortadan kaldırmış olmasından korkuyor.

Yangınların üçte birini küle çevirdiği ve artık "Kavrulmuş boş arazi" olarak anılan Kanguru Adası'nda, "Kanguru Adası keseli faresi" ismi verilen küçük keseli canlılar ve parlak siyah kakadular tamamen ortadan kalkmış olabilir.

İşin özü, Avusturalya yanıyor. Kuru kuru bir yangın da değil bu. Çok yönlü, bölgeyi alt üst eden, canlı yaşamını derinden tehdit eden bir yangın… Kısaca Avustralya, canlısıyla birlikte yanıyor.

Gönül ister ki dünya üzerinde hiçbir yer zarar görmesin. Canlılar zarar görmesin. Dünyanın dengesi bozulmasın. Dünya, yaşanabilir olmaktan öteye geçmesin.

 

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.