SURETİMİZ DE SİRETİMİZ DE GÜZEL OLMALI

Yüce Rabbimiz: ''Biz gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık, [Tin, 95/4.] ''

Allah size şekil verdi ve şeklinizi en güzel yaptı, [3Teğâbün, 64/3.]

O Allah yarattığı her şeyi güzel yapandır, [Sâd, 32/7.] buyuruyor. İnsanın kalbi de kalıbı da doğru olmalı. Günümüz insanının birçoğundan duyduğumuz veya duyabileceğimiz şu söz aslında perdelenmeye çalışılan pek çok fitne fücurun, yalan dolanın vb. perdesidir. Eğer insan doğruysa özü de sözü de kalbi de kalıbı da doğru olmalı.

Tilki ile yılanın arkadaşlığını hemen herkes bilir. Tilkiyle yılan arkadaş olur ve birlikte yolculuğa çıkarlar. Bir ırmağın kenarına geldiklerinde yılan tilkiye “Tilki kardeş! Ben yüzme bilmem. Beni sırtına al da karşı kıyıya beraber geçelim!” der. Tilki, arkadaşının teklifini kabul eder. Yılan tilkinin beline sarılır, o da ırmağa girip yüzmeye başlar. Karşı kıyıya vardıklarında yılan “Tilki kardeş! Ben seni sokacağım!” deyiverir. Neye uğradığını şaşıran tilki “Yılan kardeş! Biz seninle arkadaş değil miyiz? Bak, ben sana bunca iyilik ettim. Seni sırtıma almasam ırmağı geçemezdin!” diye ne kadar dil dökmeye çalıştıysa da yılan hiç oralı olmaz ve “Bu benim huyum. Sokmak benim yapımda var!” der. Bunun üzerine tilki bir an durur, sonra yılana “Peki yılan kardeş! Sok, ne yapalım? Bu benim kaderimmiş. Yalnız yüzüme bir defacık bak ki, ölmeden önce o güzel gözlerini son bir defa göreyim!” Bu sözlere aldanan yılan, başını uzattığı an, uyanık tilki derhal keskin dişleriyle yılanın başını koparıverir. Sonra da ölen yılanı ırmağın kenarına, boylu boyunca uzatır ve kendi hilesine kurban giden arkadaşına şöyle der: “Yoook yılan kardeş! Ben öyle eğri büğrü arkadaş istemem! Benimle

arkadaş olacaksan, böyle dosdoğru olacaksın!”

Rabbimiz Yüce Kitabımızda kalp ve doğruluk, fitne- fesat üzerine pek çok Ayet-i Kerime

inzal buyurmuştur. (Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak için, âyetleri kendilerine göre yorumlar.) [Al-i imran7] (Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür.) [Bakara 217]

(Onlar fitne çıkarmak için can atarlar.) [Nisa 91] (Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.) [Maide 64]

Bir Hadis-i Şeriflerinde Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin! İnsan bedeninde bir et parçası vardır, o düzelirse bütün vücut düzelir, o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o et parçası kalptir!” (Buharî, İman, 39; Müslim, Müsâkât, 20)

Halk arasında kalbi doğru olan kimsenin dili de doğru olur derler. Zira dil, kalbin tercümanıdır,

kalpteki güzellik dile de yüze de yansır. Ne yaptığınız ne söylediğinizden ziyade ne hissettirdiğiniz daha önemlidir. Kalp bir anlamda insanların ''gönül bahçesi''dir. Yani küp misali içinde ne varsa dışına o sızar.

Gönül insanı, Hak Âşığı, Derviş Yunus ne diyor; Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için

Dost'un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim Gönül insanı olmak lazım, Allah’ın evi ve Nazargâhı mesabesinde olan kalplerimizi temiz tutmalı, iyi ve güzel olan hayırlı olanlarla doldurmalıyız. Ev hanımlarımız çok iyi bilirler ve yaparlar. Nedir o? Misafir geleceğinde hele hele hatrı yüksek bir misafir geleceğinde evde dip-bucak temizlik yaparlar.

Öyleyse alemlerin Rabbi ve Hâlıkı olan Yüce Rabbimizi gönül mülkümüz temiz olmazsa nasıl misafir edeceğiz.

Ruhun güzelliği kalp ile, aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile, kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği ise göz ile belli olur derler.

Kalp doğru olmayınca en lezzetli yiyecekler bile ekşiyebilip bozulabilir. Hiçbir güzellikten ve iyilikten zevk alamaz. Bu durumu aşağıdaki hikâye çok güzel anlatmaktadır.

Padişahın biri iki vezirini yanına alarak bir gezintiye çıkmıştı. Biraz yol kat ettikten sonra bir nar bahçesinin kıyısında dinlenme molası verdiler. Olgunlaşmış, tam kıvamını bulmuş olan narlar insanın iştahını kabartıyordu. Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı sordu: Bu güzel nar bahçesi kimin? Bu nar bahçesi benimdir efendim, babamdan miras kaldı. Oğlun, uşağın var mı? Allah bize oğul uşak vermedi efendim, bir karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz. Peki, ben de bu ülkenin hükümdarıyım, şuradan bir nar şerbeti sıksan da içsek. İhtiyar "baş üstüne" dedi ve hemen gidip bahçe içindeki kulübeden kalaylı, tertemiz bir tas getirdi. En yakındaki ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı. İki nar tam bir tası doldurdu. Padişah içti ve çok beğendi. Bütün vücuduna bir zindelik ve ferahlık yayılmıştı. İhtiyar çiftçi padişahın beraberindeki nar şerbeti ikram etti. Padişah ve adamları bedenlerinin kazandığı bu zindelikle biraz yol almak için ihtiyara veda edip yola koyuldular. Yolda şeytan padişahın kafasını karıştırmaya başladı ; "Madem birer ayakları çukurda olan bu yaşlı karı-kocanın mirasçıları yok, ne yapacaklar böyle güzel nar bahçesini, karşılığında bir kaç kuruş verip de bu bahçeyi ellerinden alayım" diye düşündü. Padişah ve adamları akşama doğru geri dönerlerken ihtiyardan bir tas daha nar şerbeti yapmasını istedi. İhtiyar sabahki kadar candan ve gönülden olmasa da bir tas nar şerbeti yapıp sundu. Fakat padişah bu defa nar şerbetinin tadını pek beğenmedi. Sabahkine hiç benzemiyordu. Sordu: Baba ne oldu böyle, bu nar şerbeti sabahki ile aynı nardan değil mi? Bunun tadı hiç de hoş değil. Aynı nardan evlat, aslında tadında da bir değişiklik yok, asıl değişen sizin niyetiniz ve kalbinizdir.

Şimdi takvim sayfaları bir bir tükendi ve yeni bir takvim asma zamanı geldi. Sokağın çarşı ve

pazarın hareketi ve harareti değişmeye başladı. Sevgili dostlar kalbimizi ve meylimizi değiştirmeyelim. Kime benzersek ondan oluruz. Ay ve Güneş; ilâhî kudret, azamet ve sanatın iki büyük tecellîsidir. Âyet-i kerîmede: 0 “Güneşi ışıklı, Ay’ı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (Ay’a) birtakım menziller takdir eden O’dur…” (Yûnus, 5) buyrulmaktadır.

Bize düşen bu deverandan kendimize bir muhasebe çıkarmaktır. Takvim yılının adı ne olursa osun bize düşen, geçen senelerin muhâsebesini yapıp hatâ ve kusurlarının telâfîsi için istiğfar ve sâlih amellere yönelmek, ömründen kalan kısmın geçen kısımdan daha hayırlı olması için gayret-i dîniyyesini artırmak, kırdığı kalpleri tamir etmek, hatalarından ders

çıkarmak ve yanlışlarını düzeltme gayreti içerisinde olmaktır.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v)buyurdular: “Bir adam, diğer bir adamın yoluna ve ameline râzı olursa o da, onun gibidir.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

HELAL YİYELİM, HELAL İÇELİM. DÜŞÜNCEMİZ HELAL, KELAMIMIZ HELAL OLSUN! KALBİMİZ GÜZELLİKLERLE DOLSUN. İSTİKBAL VE AKÎBETİMİZ HAYR OLSUN.

Bu habere yorumunuzu yazabilirsiniz.